Oyun ciddi bir iştir

OYUN CİDDİ BİR İŞTİR…

Anne babalar bebeğe hazırlanırken oda takımı ve giysilerin yanında mutlaka oyuncak da edinmelidirler. Doğumdan itibaren renkli ve ses çıkaran oyuncaklar, dişleri çıkarken kemirebileceği objeler, birşeyleri tutmaya başladığında çeşitli materyalleri tanımak amacıyla kumaş, kağıt, jelatin’den yapılmış objeler işe yarar. Bebeğin birlikte uyuyabileceği yumuşak bir uyku arkadaşına sahip olmasının (örneğin peluş bir ayıcık) gelişimi için olumlu etkileri vardır. Uyku öncesi rutini oluştururken ninni veya müzik cd’leri, birlikte bakabileceğiniz resimli kitaplar, ne yazdığını anlamasa da sizin yumuşak sesinizi dinleyebileceği kısa hikaye kitapları bebeği hem rahatlatır, hem de yavaş yavaş dil becerilerinin gelişmesine, ileride kitap alışkanlığı kazanmasına basamak oluşturur. Emeklemeye başladığında yerde onunla birlikte emekleyebileceği tekerlekli oyuncakları, ayağa kalktığında elleriyle iterek yürüyebileceği, yürümeye başladığında ipinden çekerek taşıyabileceği oyuncaklar birinci yılın belli başlı oyuncakları olabilir. Bunlardan başka 7-8. aylardan itibaren bebekle çeşitli el oyunları oynamak (tel sarar, kuş gelmiş konmuş, cee… gibi), bu oyunları taklit etmesini sağlamak bebeğin sosyal gelişimi açısından önemlidir.

 

Gerçek eşyalardan oyuncak:

Çocuk yürümeye başlayıp bağımsızlığını kazandıkça keşfetme istediği de artar. Anne babalar �o kadar oyuncağı var, hiç ilgilenmiyor, varsa yoksa mutfak eşyaları, tencereler, kaşıklar, cd’ler…� diye yakınmaya başlarlar. Çocuğun oyuncakları var diye diğer eşyalarla ilgilenmemesini bekleyemeyiz. Elbetteki karıştıracaktır, çünkü keşfedecektir. Ona zarar verebilecek bıçak, cam tencere kapağı gibi nesneleri üst raflara koyup tencerelerle oynamak istediğinde buna izin vermek ayrıntı gibi gözükse de aslında önemli bir konudur. Zaten çocuk birkaç ay oynar sonra da yavaş yavaş doyar, yani keşfetmesi biter. Eğer anneler bütün mutfak dolaplarının karışmasını istemiyorsa, belirli bir dolabı (bir kaç gerçek mutfak eşyası bulunan) ona ayırıp, istediği zaman sadece o dolabı karıştırabileceğini söyleyebilirler. Ancak tamamen yasaklamak çocukta engellenmişlik duygusu yaratır.

 

Yere düşen oyuncağı ağzına alırsa?

Bebeğin objeleri keşfedebilmesi için onlara bakması yetmez. Onları ağzına sokması, yalaması, ısırması gerekir ki nasıl birşey olduğunu anlayabilsin. Bu nedenle �oyuncağı ağzına götürme� demek gereksiz bir engelleme olacaktır. Öte yandan, bazı anne babalar bebek oyuncağını yere her düşürdüğünde gidip oyuncağı yıkamak zorunda olduklarını düşünürler. Bu konuda rahat olmak bir kaç açıdan önemlidir. Birincisi her seferinde oyuncağı yıkamak anne için çok zahmetli bir iştir. Ayrıca çocukta �yerlerin kirli ve mikroplu olduğu� gibi takıntılı düşüncelerin gelişmesine neden olabilir. Ayrıca bebeğin bağışıklık sisteminin gelişmesi için buna ihtiyacı vardır. Çok fazla steril ortamlarda yetişen çocukların özellikle yuvaya başladıklarında çok sık hastalandıkları görülmektedir.

 

Çocuk 1,5-2 yaşına geldiğinde onunla oyun oynamak daha zevkli hale gelmeye başlar. Konuşmasa bile artık dili anlama becerileri oldukça gelişmiştir. Sembolik oyunları daha fazla anlamaya başlar. El becerileri daha bir kontrol kazanmıştır. Sembolik oyunlar için oyuncak mutfak araç gereçleri, el kuklaları, tamir takımları, oyuncak atlar edinilebilir. Bu dönemde çocuğu olabildiğince sanat faaliyetlerine yönlendirmek yaratıcılığını geliştirebilmesi için önemli etkinliklerdir. Oyun hamuru, parmak boyası, pastel ve sulu boyalarla çocuğu yavaş yavaş tanıştırmak ve bu materyalleri özgürce kullanmasını sağlamak ve ortaya çıkardığı eserleri koşulsuz kabul etmek, çocuğun içindeki varolan potansiyeli erkenden ortaya çıkarabilmesi ve işleyebilmesi için gereklidir. O yaptığı karalamaya araba diyorsa, �olmaz, gel bak araba boyle çizilir� yerine �evet nefis bir araba çizmissin� demek daha olumludur. 3-4 yaşına geldiğinde zaten kendi hayalindeki arabayı çiziyor olacaktır.

 

Özel zaman uygulaması:

Çocuğun oyun becerileri geliştikçe anne babasını evde oyun arkadaşı olarak da görmeye başlar. Çocukla mutlaka hemen her gün oyun oynamak gereklidir. Günde yarım saat fakat çocukla birlikte yerde, diz dize, göz göze oynayabileceğiniz bir oyun zamanı özellikle çalışan anne babalar için çocuklarıyla olumlu ilişkiler kurabilmeleri açısından çok önemlidir. Kaliteli bir oyun tüm gerginlikleri rahatlatma, oluşabilecek gerginleri de önleme işlevine sahiptir. Oyun sırasında anne babanın istek, ilgi ve dikkati tamamen çocukta ve oyunda olmalıdır. Örneğin televizyonun açık olması oyunun doğallığını engeller, veya gözucuyla gazeteye bakmaya çalışan bir babaya çocuk olumsuz tepki gösterir. Anne babanın çok yorgun olduğu ve aklının �ne zaman gidip televizyon karşısında uzanabileceğini� düşündüğü bir zaman ne çocuğa ne de anneye keyif verebilir. Bir başka nokta, oyun zamanının çocuk için � tahmin edilebilir� şekilde ayarlanmış olması, anne babanın bıkacağı uzunlukta olmaması gereklidir. (Örneğin her akşam yemekten sonra yarım saat gibi.) Her akşam anne baba oyun oynayamıyorsa bir gün anne, bir gün baba oyun oynayabilir. Çalışmayan annelerin sürekli evde oyun oynaması elbetteki sözkonusu olamaz. O nedenle de tahmin edilebilir bir vakit ayrılmalı ki çocuk da sürekli �benimle oyna� şeklinde sızlanmak yerine ne zaman �anneyle oyun vakti�, ne zaman �babayla oyun vakti� olduğunu ve bunun dışındaki zamanın annenin ve babanın kendine ayırcağı zaman olduğunu bilebilsin. Oyun oynayamayacağımız zaman ise çocuğa bunun açıklamasını mutlaka önceden bildirmek önemlidir.

Oyun sırasında seçimleri çocuğa bırakmak, onun mutlu ve zevkli zaman geçirmesini amaçlamak diğer önemli bir noktadır. Oyunu sadece zeka gelişimi için kullanmak, çocuğa sürekli birşeyler öğretmeye çalışmak ve onu test etmek amaçlı oyun oynamak ufak yaştan performans kaygılarına neden olabilir. Öte yandan, bazen anne babalar çocuğun iyi vakit geçirmesi adı altında adeta çocuğu unutup kendileri oyun oynarlar. Çocuk ve yapmak istedikleri doyurulmamış bir şekilde köşede kalır.

 

Çocuk oyunda kendini ifade eder:

Son olarak, çocuğun oyunda kendini ifade edip deşarj olduğunu hatırlamakta fayda vardır. Örneğin doktordan korkan bir çocukla doktor malzemeleriyle oyun oynamak bu korkusunu hafifletebilir. Hayaletlerden korkan bir çocukla hayalet kılığında oyunlar oynamak onu rahatlatabilir. Bu nedenle çocuğun oyunlarına müdahale etmeden izin vermek gerekir. Bazen anne babalar çocuklarının silahlarla oynamasının saldırganlıklarını arttıracağını düşünürler. Saldırganlık zaten çocuğun içinde varolan bir dürtüdür ve yön bulamamış şekilde çocuğun içinde kalacağına oyunda dışavurulması son derece sağlıklıdır. Kendine ve başkalarına zarar vermediği sürece çocuğun silahlarla oynaması tamamen normaldir, ve her türlü oyuncakla olduğu gibi bu tip oyuncaklarla da tanışıp özgürce oyun oynamasını desteklemek gerekir.

Psikolog Bihter Mutlu Gencer

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir